bir dünya öğrencisi

Paylaş

1.

derin bakışları vardı

dişlerini gıcırdatarak anlattı bunları

bir dünya öğrencisi

dünyayı öğrenirken kalakaldı

benim vicdanıma lekesiniz siz

ben burnunuza damlayan kanım

duvarlarda ensesinden asılı gülenler değil

aklınızdaki dil çıkaran fotoğrafım

boyunlarınız kollarınız uzuyor

bense bir şeyi biliyormuşum gibi

eskimeyen tertemiz sapasağlam ve solmamış

inat ceketimi giyiyorum, hiç ıskalamadım

korkusuz ayakkabılarım delik

ama yirmi altı yıldır içine su almıyor

evimde tütsülediğim şiirler var

siz lastik yakıyorum zannediyorsunuz

büyü yapıyormuşum gibi korkuyorsunuz benden

dua okuyorum sanıyorsunuz

aynı allah’a inanmadığımızı biliyorum

nesimi’den pir sultan’dan aldığımı

allah’tan da allah olduğumu söylüyorum ben

küçücük kalmış dünyada

milyarlarca insana karşı yalnız savaşan

doğuştan yenik bir dünya öğrencisi

doğuştan yenik olmasın diye çocuklar

öğrenip duruyor

 

sessizce yaşamak fayda vermediği zamanlar

öfkeyle sıvıyorum kalbimin delik yerlerini

neyseki kanımı görüyorum

avuçluyorum

yedim ekmeğe un

pişirdiğim aşa su yapıyorum

mütevazı gülüşün ezildiği zamanlar

herkes söyler ya tükürüyorum aynalara

nereye gidebilirsem

oraya kadar sürüklemeliyim dizelerimi

topuğuma gömmeliyim çivileri

koşmayı öğrenmeliyim

dişimi değil dilimi bilemeliyim

esnek delikli bırakmalıyım kalbimi

ve kanımı akışkan

ben sizin unutmak istediğiniz gölgeyim

binbir ticari sözünüzden kaçtım

bakışınızın tahvilinden

ilişki borsanızın öpücüğünü tanıdım

yenilmiş bütün takımlar için üzüldüm üzüleceksem

billboardlarınıza işeyeceğim

ücretli tuvaletlerde ayaklarınıza dolaşacak pisliğim

otoparklarınızda sevişip

istememenin erdemini anlatacağım öğrencim hayata

madam coco gelen siz misiniz

mcdonalts ing bank camlarınız ne güzel

burger sen bir kralsın

ama bana sökmez

biraz yoksulluktan

kedinin bağırsağı için köpeğin eti için

farenin kulağı için martının gagası için

domuzun burnu için insanın boku için

 

milyon yıl bekleteceğim azığımı

milyon yıl da benden sonra yaşayın

sen son kişi misin dünyayı kurtarmak sana mı

diye kendime bir sorayım

 

2.

isimler resitali

iddiaya göre ilk ademler geldi

başladılar dünyayı bir ucundan döndürmeye

kadın istedi allah da verdi

karnı doymak bilmedi

arkadaşlarımızda hep bir ademlik vardı

havva her kadının içine sindi

bir ara hepimizin hayatına girdi

sandık ki insan yerine koydu bizi

onlarla başlayıp

en çok muhammedlerden çektim

şaşırdım kırıldım

peygamber ismidir diye çok şey bekledim

yerlere çöp atanlar

ağzından küfrü eksik etmeyenler çıktı aralarından

bir kere bile haksızlıklara ses çıkarmadılar

alilere kırıldım sonra

korkutuyordu birileri

aralarında pek azı fikirlerini savundu

hemen hepsi aynı partiye oy verdi

düzenli göbeklice yaşayıp öldü

 

hamzalara kızgınım daha

nerde bir eylem olsa tükürdü aktivistlerin suratına

düşman bildi haklı olanları

asgari ücretini ve yalancı siyasetçileri çok sevdi

hasanlar hüseyinler hepsi ezdi geçti beni

birbirlerinden ve isimlerinin anlamlarından haberleri

yokmuş gibi

çoğu babasını bildi dedesinin adını kullandı tarihten bihaber

yaşadı

bir kez olsun düşünmedi

bu dünya şalvarını yaşam gömleğiyle niye giydiğini

sayamayacağım kadar mustafa’yla tanıştım

aslında ha ahmet ha mehmet her yol sorduğumda beni ters

tarafa yolladı

ticarette köşeyi dönme savaşı

enesler namazlarını aksatmadı ama

anlamaktan hep kaçındı

haticeler esralar kübralar

başka başka şeyler istediler güzeldi her biri

ilgi göstermedim sanıp çekip gittiler

hepsi onlara hükmetmemi istedi

bilemediler ama yürürdü adımın harfleri

burçinler iyi yemek yapardı geleneklere bağlandı

şeyda boş işlerle meşgul oldu

rahime huysuz çıktı

kadınlar için gerekli bütün numaraları kusursuzdu

ne yapsın öyle gördü yaşam için sivriltti dişini

elifler evlendi silinmek istedi

ha bire çocuk doğurdu

 

ceydalar vardı sedalar bazen özgeler harikalar

bazısı bilmezdi ne istediğini

ama yaşamayı anlayabildiler mi keyifle

bir veya birkaçı

ala ala her şeyi hafife aldılar

zeynepler eski ile yeni arasında gidip geldiler

bir evlendi bir boşandı bir gerildiler

çocukken hepsi aynıydı öğrendiler

doğu ile batıyı

aldatılmayı ve aldatmayı

abdullahlar çıktılar konuştular

kendilerini gerekli sandılar

yenilendi recep oldular

kemal olunca birisi

hiç eksik etmedi göğsünden kendince kesinliği

musalar denizi yaracağını sandılar ama nafile

özgürler bu cesur isimlerine pek dayanamadılar

sardılar biraya tütüne

özkan vardı bir de

o da gitti anlamsızlığın yoluna

kan gibi akacağını sandı on beş yaşında

bekir’in abi rolleri sökmedi

cem ile can kardeş çıktı ikiz gibi ama değil

bazen birleşip cemcan oldular

hemhal gibi

ebru unutuldu yasemin soldu çiğdem diye çekirdeğe dediler

aygül aynur aycan ve nurcan

baktılar ki iş yok

ay başından ay başına güne girdiler

 

semalar kendini sonsuz gökyüzü saydı

vural orhan yasin iyi tilki çıktılar

murat ile burak en akıllı kendilerini belleyip yılıştılar

uğur deniz devrim ümit yılmaz

naralar ezberlemediler bu sefer

aslı ile leyla’ya aşık oldular

internetten fotoğraf video bekleyip

ömürleri boyunca kadınlar erkeklerini

erkekler kadınlarını aradılar

ferhat ile ibrahim kararsız çıktı yalancılığa döndü

emrah çetin işine geldiği gibi akıttı suyunu

düzenden hiç ayrılmadı

emir vur patlasın çal oynasın bananeci takıldı

ayhan işinde gücünde ne yapsın

ömer takıldı kuyruğuna insanlığın

ilknur kendini sevdirmek için taklalar attı

mesut kötülüğünü kendi de yakalayamadı

kuzey güney ayrı ayrı yönlere dağıldı

dünyanın pisliğine her biri bulandı

ozan şiirden bihaber orda burada caka sattı

mete fena çıktı arkadaşlarını sattı

yusuf kendini davet ettirdi kutlamalara

müjde ile rabia ne görse içine attı

suna uyanmadı

sevgi sevemedi

çağlar çağlayamadı

merve mutlu olmak için elinden geleni yaptı

 

özlem düşürdü insanları birbirine

onur bir öyle bir böyle

mücahit durmadan geri sardı

ramazan kaçırmadı oruçlarını ama

bir tutturamadı haramla helâlin farkını

serkan serdar serhat

en az tolga kadar vurdumduymaz çıktı

hep boyuna posuna aynasına baktı

burcu en güzeli kendi sandı

veysel sustu susmadığında susturuldu

saymakla bitmez unuttum sanmayın sizi

bin türlü ecnebi de gelip geçti

ne dillerinden anladım ne derdimi anlatabildim

bir kendim kaldım

onu da size bıraktım

ne mutlu biriniz olsun düşündüyse

kırlangıçtan mutsuz kargayı

yeni bir şiir kurulabilir mi bilmem

bildiğim bir kendimim

yüreğim akar canlar erenler

ama nereye gitsem geçinemedim

tanımaktan anlamaktan yoruldum insanı

her birinizin adı insan benim tanıdığım bu kadardı

n’aptık n’apalım diye sormayın

tüm yaşayıp ölenler aynılarını yaptı

 

* Yazısı Kötü Zenciden Sevgilerle, Betik Yayınevi, 2020

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir