Gösteri Toplumu Üzerine

Paylaş

“Bir gün israftan kaçınanların kapitalizmin işleyişini engelledikleri anlaşılınca Dünya Sistemi’nin lortları böyle bir kanunu yürürlüğe sokacaklardır.”

İsmet Özel

“Gösteri; görüntülerin bir araya toplanması değildir, görüntülerin arabuluculuk yaptığı insanlar arasındaki sosyal ilişkidir.” Bu cümle, Guy Debord‘un aynı isimle çektiği filmden. Gösterinin (Spectacle) insanlar arasındaki ilişkiyi bozduğunu anlatır. Nasıl bozduğunu birazdan göreceğiz. Biz artık ürünü değil ürünün temsil ettiği imajı, görünümü ve yaşam tarzını satın alıyoruz. Bu sebeple ihtiyacımız olanları değil bize ihtiyaçmış gibi sunulanları tüketme eğilimdeyiz. Bu mesele Naomi Klein’in No Logo kitabında da detaylı olarak bulunabilir. Guy Debord’un Gösteri Toplumu kitabı aforizmalar biçiminde kaleme alındığı için ben de okuma notlarımı aforizma numaralarına göre alıp düzenledim.

16 ve 17 numaralı aforizma: Kapitalizmin gelişim evresinde sahip olmaktan var olmaya, gelişim evresinde ise sahip olmaktan gibi görünmeye doğru genel bir geçiş yaşandı. Sahip olmak; bencilliği ve bireyciliği körükledi. Gibi görünmek ise samimiyeti tamamiyle ortadan kaldırdı.

28, 29 ve 30 numaralı aforizma: Gösteri, dünya halkları üzerindeki tecrit koşullarını artırmak için uğraşır. Çünkü Gösterinin amaçlarından biri dünyayı yapay bir şekilde ikiye ayırmaktır. Biri tüketmeyi adeta bir ödev, sorumluluk gibi üstlenmiş olan halk yığınları, diğeri ise kendini dünya karşısında temsil eden ve bu sebeple üstün olarak sunulan “ünlüler”.

72 numaralı aforizma: Batı hegemonyası; dünyadaki gerçek ayrımı gizlemek için söz konusu yapay ayrımı ortaya koyar ve bu ayrım üzerinden dünyayı tanımlar. Dünyadaki gerçek ayrım, burjuvazi ve proletarya yani kıymetlerini ve değerlerini ellerinde tutamayanlar ve bu değerleri aşağıdan yukarıya doğru ceplerine akıtanlar arasındaki ayrımdır. Kıymetlerin ve değerlerin aşağıdan yukarı doğru akışı; tüm dünyada ortaktır. Bir dünya sisteminin varlığından da bu sebeple söz edebiliyoruz. Görüntüde (başka bir deyişle gösteride) ülkelerin hükümetleri, politikaları, adları farklı olsa da aynı evrensel yasa hepsinde geçerli.

Söz konusu yalnız kalabalıkların tecritini kuvvetlendirmek için dünyadan üstün olarak konumlandırılan ünlüler zümresi eliyle tüketim pompalanır. Yani tüketim hem tüm bu düzeneğin amacı hem de aracı haline gelmiştir. Çünkü eskiden ihtiyaca göre üretim yapılırdı. Yeni dünya sisteminde ise üretime göre ihtiyaç icat ediliyor. Bu suni ihtiyaçlar da tam olarak bahsettiğimiz dünyadan üstün olarak konumlandırılan ünlüler zümresiyle reklamlar vs aracılığıyla yapılıyor. (Dünya üzerinde hegemonyasını kurmuş olan kapitalist ekonomik sistem, kendisi için yaşamaya başlamış ve varlığını devam ettirmek için tahakkümüne devam etmek zorunda kalmıştır.)

45 numaralı aforizma: Metanın Rolü; teknik gelişim; Tüm bunlar olurken teknolojinin aralıksız gelişimi işgücüne olan ihtiyacı azaltıyor. Sistem bunun için de bir çözüme gidiyor ve sürekli yeni işler yaratıyor. Bu özellikle de hizmet sektöründe görülüyor ve söz konusu meta tüketimi için de yapay ihtiyaçlar güçlü şekilde pompalanmaya devam ediliyor.

193 numaralı aforizma: Gösteri toplumunda kültürün oynadığı rol, otomobilin ve demiryolunun yerine geçmiştir. Kültür emperyalizmi kavramı her ne kadar kitapta geçmiyor olsa da bu kavram özellikle biz Türklerin pozisyonundan bakılacak olursa bir Fransız’a göre farklılık arz edecektir. Türk kültürünün yozlaşması sistemli ve çok boyutlu bir saldırının sonucudur. Bu sebeple kültür emperyalizmi kavramını kullanmayı isabetli buluyorum.

Kültürün oynadığı rolün, otomobilin ve demiryolunun yerine geçmesi; gösterinin yani toplumun yapay ikiye bölünüşünün katalizörü olduğu anlamına geliyor. 1967’de yazılan Gösteri Toplumu’nu bugüne güncellemek istersek; kültürün, işgal ettiği pozisyonu internet ve sosyal medya ile paylaştığını ve ağırlığın giderek ikinci ortağa doğru kaydığını söyleyebiliriz.

57 numaralı aforizma: Biz gelişmekte olan ülke statüsünden kurtulsak da aslında ihtiyacımız olan asıl şey gösteri toplumu hüviyetinden kurtulabilmektir. Yüzyıllar boyunca Afrika’nın değerleri ve kıymetleri Avrupa ve Amerika’ya aktı. Bugün dünyaya hakim olan Batı medeniyetinin maddi gücünün temelinde sömürü olduğu gerçeği açıktır. Bugün, sömürü üzerine kurulu maddi servet Batı toplumlarınca paylaşılıyor.

Sayfa 115: Burjuvazi emeğin gelişmesini kendi gelişmesi haline getirmiştir. Küresel sistem de aynı mantıkla işlemektedir. Özellikle bizim gibi “gelişmekte olan” sıfatına layık görülen ülkelerdeki maddi değerler aşağıdan yukarıya, gelişmiş ülkelerin ve o ülkelerde konuşlu çokuluslu sermayenin kasasına gitmekte. Buna ek olarak söz konusu akışın belli oranda Batı’nın işçi sınıfıyla paylaşıldığının da altını çizmek gerek.

Sayfa 168: Bize düşen sorumluluklardan biri de, genç kuşaklarımızı söz konusu gösterinin tesirinden koruyabilmektir. Bunun için gereken şey ise özellikle kültürel üretim noktasında genç nesillerimizi gösterinin sunduğu kültürel tüketim metalarından kurtarmak ve onun yerine kendi kültürel eserlerimizi koyabilmek. Özellikle de paraya çevrilemeyen edebi ürünleri. Türk gençliği öncelikle kendine sunulan yapay ünlülerden yüzünü çevirmeli. Sesleriyle oynanan, yüzleri ve tüm vücutları estetik operasyonlarla şekillendirilen, açıklamaları ve davranışları başlarına konan bekçilerce anbean deklare edilen, kendi fikirlerini söylemeye kalktıklarında iki cümleyi bir araya getiremeyecek kabiliyetsizlikte olan, adeta fabrika ürünü bu tip ünlülerin Türk gençliğine katabileceği hiçbir şey yok. Çizdiğimiz tablo samimiyetsizliğin, yalanın ve dahi dolandırıcılığın tablosudur. Çizdiğimiz tablo gösteri toplumunun tablosudur.

Paylaş

Semih Samyürek

Semih Samyürek, işçi bir baba ve ev hanımı olan annesinin ikinci çocuğu olarak 26 Mayıs 1991’de Kırklareli’nde dünyaya geldi. Kocasinan İlköğretim Okulu, Lüleburgaz Anadolu Lisesi, Uludağ Üniversitesi mezunu. Genel yayın yönetmeni olarak başında bulunduğu Koza Düşünce Dergisi’ni arkadaşlarıyla birlikte bir süre çıkarmıştır. Yazıları İştiraki Dergisi, Koza Düşünce Dergisi, Milli Mecmua Dergisi, Budak Dergi, Ruhsatsız Dergi gibi çeşitli mecralarda yayımlanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir